KREDİ KARTLARI ve MÜŞTERİ
Kredi kartı kullanımı konusunda değişiklikler yılı olacak 2010. Nasıl olmasın. Asgari ödeme ve gecikmeye uygulanan, usul ve izan dışı faizler her kesimin belini bükmüş durumda. Dolayısıyla gidilecek ilk cihet, borçları bir şekilde kapamak ve kartların tamamı çöpe atılmasa da sayısını düşürmek olacak. Özellikle bankaların yıllık aidat konusunda işlerini sağlam kazığa başlayarak, işi artık bunun için neredeyse ayrı bir imza alma noktasına getirmeleri, birçok kişinin cüzdanındaki kredi kartı sayısını 15’ten 1’e indirmesine sebep oldu.
İşin konuşulacak tarafı çok. Ama 1987’den beri kredi kartı kullanan ve aynı yıldan bu yana kredi kartıyla satış yapan bir müşteri ve satıcı olarak görebildiğim, uygulamaların kesinlikle bankalara kaybettireceği, hesabını yapabilen tüketiciye kazandıracağı. Şimdiden kaybetmeye başlamış olan bankalar, bunu ilk planda yeni masraf kalemleri ve eskilerin artırımıyla kompanse etmeye çalışıyorlar. Ne yapıyorlar, yıllık aidat –alınabilenlerden– bir de zamlı alınmaya başlandı, cari hesap ekstresi gönderimleri kapınıza neredeyse kurye ile elden bırakılıyormuş tarifesine çıkarıldı, EFT masrafları arttırıldı, hatta kimi bankalar eski müşterilerine uyguladıkları masraf almama veya indirim jestlerini geri çekti, ‘Kredi kartı borç hatırlatma bedeli’ gibi rezil bir başlık uydurularak, hatırlatma mail’lerine ücret tahakkuk ettirilmeye başlandı ve kart gelirlerinde yaşanan düşüş şimdilik en azından bir miktar yumuşatıldı.
Bankaların hesabı ortada. “Bakkal Mehmet Amca benim kredi kartımı varsın kullanmasın, ondan zaten ne gelirim var. Ama X Ltd. Şti. ne yapsam benimle devam edecek, toplamda ayda 50-100 TL’lik banka masraf artışını dert etmeyecek, hele A.Ş. olanlar fark etmeyecektir bile.”
Bankaların şirketler konusunda ne kadar yanıldıkları zaten ortada da, bankalar Bakkal Mehmet Amca’lardan bugüne kadar kazandıkları konusunda da çok hesapsız bir start verdiler yeni uygulamalara ve rekabete girip de birtakım masraf kalemi ve miktarlarını revize etmedikçe, bunun zararını çok uzağa kalmadan 2010 sonbaharında görecekler.
Peki bunun sonrasında ne olacak, 90’ların ortalarına döneceğiz. Yani 2000’lerin başındaki gibi sokakta kart satmaya çalışma günlerinin de gerisine. Yani sizi iş yerinizde, hatta isterseniz evinizde ziyaret ederek kişiye özel kart pazarlama çalışmaları günlerine. Size iş yerinizde kart satmaya çalışırken kulak misafiri olan müşterilerinize bile yapıştıkları, telefonla, randevuyla açıkça taciz ettikleri günlere.
İçinde bulunduğumuz günler henüz elinizin kuvvetli olduğu günler değil. Elinizin kuvvetli olmasına da gerek yok. Şu an tam bir iki taraflı “Sana mı kaldık” havası hakim tüketici kanadında da, bankalar tarafında da. İki taraf telefonlarda hiç bu kadar restleşmemiş, birbirine karşı hiç bu kadar tahammülsüz ve saygı kaygısız olmamıştı. Ama bunun devamı büyük avantajlarla dönecek tüketiciye, siz tek kartla devam edin.
Herkese güzel bir ilkbahar dileğiyle.
Teoman Akben